![]() |
![]() |
||||||||||||||
![]() |
|||||||||||||||
|
Bugün |
|
|
|
||||||||||
|
|
Ana Sayfa | Hakkımızda | Etkinlikler | Gaziantep | Radyolar | Bağlantılar | İletişim |
|
|||||||||
|
|
|||||||||||
|
|
Ömer Asım Aksoy'un 'Gaziantep Ağzı' adlı kitabından derlenmiştir.
Gaziantep Ağzından Örnek Sözler
Aba
altından değnek göstermek. Üstü
kapalı sözlerle korku vermek, karşısındakine büyük bir zarar
vereceğini dolaylı olarak anlatmak. Abaza
kâât, şeşhane möhür. (Abaza kağıt) Güzel
kağıt üzerinde gösterişli mühür. Acıdan
garnı gurlar, başında nergis parlar. (Acıdan karnı gurlar) Fakir
olduğu halde süste ve lükste zenginlerden geri kalmayan kimseler hakkında. Adı
gulaana değmiş. Şöhreti
etrafa yayılmış. Ağır
canlı. Hantal,
hareketi ağır ve yavaş. Ağzında
ayran durmaz olmak. Çok
bitkin bir hale gelmek. Ağzını
döşürmek. Terbiyeye
uymayan sözler söylemekten vazgeçmek. Aklı
yılık olmak / Aklı eksik olmak Aklı
az kaçıkça, tahtası eksik. Alnına
gün doğmak. İyi
bir güne kavuşmak, bahtı açılmak, istediğine erişmek. Anamın
aşı, tandırımın başı. Burası
yurdum yuvam, rahat ettiğim yerdir. Ambel
beter. Daha
ziyade, daha beter. Baş
aar, gulak saar. (Baş ağır, kulak sağır) Konuşulanı
işitmez, söyleneni anlamaz. Bargın
badaşık mı? Kalbin
ona mı bağlı? Ondan ayrılamaz mısın? Başı
göl, ayağı sel. Başı
boş istediği gibi gezip dolaşıyor. Başına
buturamak. Kendi
başını yemek için taşkınlık etmek, kudurmak. Baş
kahıncı Bir
kimsenin başkası tarafından “Vaktiyle sen şöyle yapmıştın”
diye utandırılmasına ve rahatsız edilmesine sebep olan şey. Beli
berk olmak. Güvenmek,
emin olmak. Sonucu sağlam görmek. Bıroh
çağırmak. Meydan
okumak. Bir
dahra vakti, bir mahra vakti, Urum, Şam bir olur. Bir
budama zamanında, bir de üzüm kesme zamanında gece gündüz bir
olur. Bu
yel böyle eser, bu yengeç de böyle kısarsa… Zaman
ve ahval böyle fena ve aksi gittikçe… Canı
teze. Az
ağrıya, küçük sıkıntıya şakaya dayanamayan. Cenah
geçinmek. Zıt
gitmek, geçinemeyip çekişmek. Cin
cücüğü gibi çığırmak. Çocukların
ince ve yüksek sesle bağırması. Çapıt
çirişi mi ? O
kadar çabuk bitecek bir iş değil. Çok
bilmiş, feleğin çemberinden geçmiş, kurnaz, kalleş kimse. Çirtim
çirtim çirtinmek. Çok
süslenip püslenmek. Dağ
dayısı, tavşan ammisi. (tavşanın amcası) Bildiği,
gördüğü, akrabası çok. Daldan
eğme mi? Kökten sürme mi? Sonradan
mı bu hali kazanmıştır ? Yoksa önceden beri de böyle miydi ? Direzin
sökmek. İki
yer arasında devamlı gidip gelmek, mekik dokumak. Düğüm
çalmak. Düğümlemek,
düğüm yapmak. Elden
ayrıksı. Elaleme
benzemez şekilde. Eli
udumlu. Eli
hünerli, eli işe yatar yakışır. Er
günüzken. Akşam
karanlığı basmadan. Et
deyi gaptın balcan börkü çıktı. (Et diye kaptın, patlıcan ...) Değerli
sanarak ilgilendin, sonunda değersiz olduğunu anladın. Gafılın
kadaya uğramak. Hiçbir
şeyden haberi yokken, ansızın bir belaya, bir iftiraya uğramak. Gıcı
gibi. Çok
ufak. Gıcı gibi kar, gıcı gibi yazı. Gidişmeyen
yerini kaşımak. Para
harcayıp, yapılması gerek olmayan bir iş yapmak. Hazırcaya
hamıt. Kendisi
çalışmadan başkasının çalışıp meydana getirdiğinden
faydalanmak isteyen. Haşılı
yumuşak işi mi kalıyor ? Biraz
ayrılmasıyla ziyan olacak bir işi yok ya. Hedede
sedede geçmemek Makbule
geçmemek. Himi
bir Maksat
ve amaçları bir. Ingılı
mış, berk yapış. Ağır
ağır ve gönülsüz şekilde yürüyen iş yapan kimsenin halini
anlatmak için kullanılır. İşmar
avarası. Harekete
geçmek için küçük bir işaret bekleyen. Kabaklamayı
yiyen gerdeğe girsin. İşin
faydasını kim gördüyse sıkıntıya da o katlansın. Karrah
etmek. İstediği
şeyi çok vererek bir kimseyi bolluk içinde bırakmak. Kepir
hış yatmak. Bir
aradaki birçok kimsenin hastalanarak hep beraber yatması. Küşümlenmek Çekinmek,
bir ikramı alıp almamada tereddüt etmek Lorunu
peynirini görmemek. Faydalı
ve değerli bir adam olduğu söylenen kimsenin faydasını veya değerini
belirtecek bir işini görmemek. Mahana
şahana. Bahane
filan. Mamuru
mest etmek. Noksanını
koymamak, çok güzel iş yapmak. Marda
bazar. Ölçmeden
ve ayrı ayrı fiyat biçmeden, toptan bir fiyatla. Götürü. Mercimeği
yanın yuvarlamak. Suyu
yokuşuna akıtmak. Nazlı
Hanım’ın büzme çarığı. Çok
nazlanan ve her şeyden çarçabuk alınan kimseler hakkında söylenir. Ne
deve yürüsün, ne çan seslensin. Ortalığı
gürültüye verecek şekilde hareket etmeyelim ki bundan doğabilecek
olaylara yer kalmasın. Ne
has? Neden
acaba ? Nasıl oldu da? Ne
ölü görmüş ağlamış, ne düğün görmüş oynamış. Yol
yordam bilmez. Dünyadan habersiz yaşamış. Ortalığı
tahne pekmez etmek. Ortalığı
karmakarışık etmek. Okta
sapanda durmamak. Çok
yaramaz ele avuca sığmaz. Öğünme
çördük, seni de gördük. Öğünüyorsun
ama, ne mal olduğunu daha evvel tecrübe ettik. Öksüz
öldü, kanı sındı. Sebep
ortadan kalktığından aradaki hısımlık, yahut ortaklık dostluk da
sona erdi. Ölüsü
gününde, tavuğu pininde. İşin
vakti ve tavı iken. Övünü
tayını bellisiz. Vakitli
vakitsiz rastgele yemek yiyen. Özü
dövmemek. Eli
varmamak, kıyamamak. Pabucuna
taş kaçmak. Rahatını
bozacak bir olay ortaya çıkması. Paran
börgünü mü deliyor? (Paran böğrünü mü deliyor ?) Sanki
çok paran var da telef edecek yer mi arıyorsun? Peştemal
ıslandı. (Peştamal ıslandı) Bu
işe bulaşılmak istenmiyordu. Fakat bulaşıldı, olacak oldu. Artık
çekingen durmanın manası kalmadı. Pisik
de kavurga çiğniyor. O
âciz de böyle önemli başından büyük işlere karışıyor. Sadakayı
saraydan çıkarmamak. Bir
kimsenin elinde olan kârlı bir işi, başkalarına kaçırmayıp,
kendi yakınlarını faydalandırması. Safra
sındırmak. Hafif
bir kahvaltı etmek, açlığı azıcık giderecek bir şey yemek. Sandıktaki
sırtına sepetteki boğazına. Hiçbir
şey arttırıp ayırıp bir tarafa koyamaz, ne kazanmışsa neyi varsa
hepsini yer, giyer. Say
say da yerine taş koy. Filan
kimsede şu kadar alacağım var, diye hesap ediyorsun. Bil ki eline bir
şey geçmeyecek. Sen
ekilirken ben göcektim. Beni
atlamak istiyorsun ama ben senden daha kurnazım.Biz kaçın kurasıyız?
Sıçra
nalın parlasın. Ne
fenalık yapabilirsen yap. Elinden geleni ardına koyma. Sırısı
mı soyuluyor? Güzelliğine
ve yaldızına zarar gelmez ya! Sokranmak Söylenmek
(memnun olmadan iş yaparken). Suhra
savan. Baştan
savma uydurma iş. Südüne,
halibine. Sütüne
vicdanına, soyluluğuna havale ediyorum. Süt
hırası. Bebek
iken anne sütünü uzun zaman veya bol ememediğinden cılız kalmış
çocuk. Süyükten
yitmek. Sonucu
şüpheli ve hatta tehlikeli bir iş için başkasını öne sürüp
seyrine bakmak. Tarma
taht. Harap
ve pejmurde bir halde. Tas
yitmiş (yitti), curunu başına kaldır. Ortalık
karma karışık bir hale geldi. Kimsenin kimseden veya işten haberi
yok. Usul düzen kalmadı. Taş
ergisi. Çok
inatçı, sözünden ve yanlış fikrinden vazgeçirilemeyen kimse. Tat
dışlık vermemek. Rahat
huzur yüzü göstermemek. Tavşan
yamaca geçti. İş
işten geçti. Fırsat elden gitti. Düşman yenilmez hale geldi. Tok
karnına dokuz topak küfte. Çiğ
köfteyi yemeye tokluk engel olamaz. İnsan tok da olsa dokuz topak
yer.(topak: yumruk büyüklüğünde sıkım) Tölebine
gelmek. Bir
kimse için uygun duruma gelmek, duruşu bakımından
tutmasına kullanmasına uygun olmak. Umdum
umdum, geri yumdum. Bu
güzel şeyden elime geçer diye bekledim, durdum. Fakat sonra elime geçmeyeceğini
anlayarak ümidimi kestim. Ut
küşüm etmek. Birisini
rahatsız etmemek için saygılı ve sıkılgan olmak. Üstüne
gök gürlememiş. Hiçbir
şeyi umur etmez, kaygısız. Vara
varası, dura durası. Nihayet
eninde sonunda. Ver
yiyeyim, ört yatayım, bekle canım çıkmasın. Kendisi
çalışmayan, başkasının kendisi için çalışmasını ve hizmet
etmesini bekleyen tembel, yerinden kımıldamaz, işe yaramaz kimseleri
anlatmak için kullanılır. Yağan
yağmur sene yele yetmez. Mart
ayına mahsus sözlerden. Çok rüzgâr olduğundan yağan yağmuru
savurur, kurutur anlamında. Yağmur
yağsa yaş değmez, dolu (döğüş) olsa tas değmez. Her
türlü tehlike ve kazadan emin durumda. Yavan
tarhana. Sevimsiz,
biçimsiz, tatsız kişi. Yedik
içtik, yüzden düştük. Başkasının
evinde yiyip içtikten sonra kalkıp gidenlerin şaka olarak söyledikleri
bir söz. Yeldim
yeldim yele verdim, emeklerimi sele verdim. Uğraştım
çabaladım, bütün emeklerim boşa gitti. Yılanı
sen tuttun, gözüne ben bakayım. İşin
tehlikesine sen atıl, faydasını ben göreyim. Yüreği
kalak kalak yağ bağlamak. İçine
katmerli neşeler dolmak, büyük bir iç ferahlığı duymak. Yüzüne
gül suyu. Affedersiniz
iğrendirici bir şey söylüyorum. (Dinleyenin yüzüne gül suyu ve
kolonya serpen bir nezaket anlatımıdır.) Zabın
alıcısı. Hep
aciz ve zavallı kimseleri hırpalayan. Zembil
zümbül demeden bağı kesip kurtulmak. İkide
birde küçük meselelerle rahatsız olmaktansa işi temelinden yoluna
koymak. Zubbu
zeytin meydanda kalmak. Ortada
tek başına kendisi kalmak, etrafında hiç kimse kalmamak.
Burada yer almasını istediğiniz Antep ağzına mahsus bir söz mü var ? Lütfen bize yazınız: ag@gaziantepkultursanat.org
Gaziantep Ağzı genel bilgi - örnek sözler
|
|
|||||||||
|
|
|
||||||||||
|
|
|
||||||||||
|
|
|
||||||||||
|
|
|||||||||||
|
Ana Sayfa | Hakkımızda | Etkinlikler | Gaziantep | Radyolar | Bağlantılar | İletişim |
|||||||||||
|
Bu site, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi - Eğitim ve Kültür Müdürlüğü bünyesinde faaliyetlerini yürüten 'Gaziantep Kültür Sanat' adlı elektronik duyuru grubunun resmî internet sitesidir. Yapılacak alıntılarda bu sitenin kaynak gösterilmesi rica olunur. |
|||||||||||
|
Sema Marangoz Gaziantep Büyükşehir Belediyesi - Eğitim ve Kültür Müdürlüğü Gaziantep sm@gaziantepkultursanat.org |
|||||||||||
|
|
|||||||||||
Bu site en iyi 1024 x 768 piksel çözünürlükte izlenebilir.
Ağ yöneticisine ulaşmak için: ag@gaziantepkultursanat.org En son otomatik güncelleme - 01.01.2008 00:15 |
|||||||||||